Dahi Bir Türk’ün 800 Yıl Önce Ürettiği, Tarihin İlk Programlanabilir İnsansı Robotu
50 okunma

Dahi Bir Türk’ün 800 Yıl Önce Ürettiği, Tarihin İlk Programlanabilir İnsansı Robotu

ABONE OL
Ekim 13, 2021 21:24
Dahi Bir Türk’ün 800 Yıl Önce Ürettiği, Tarihin İlk Programlanabilir İnsansı Robotu
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Her teknolojik büyümenin arkasında, insanın üretkenliğini tetikleyen temel düşünceler vardır. Tıpkı bugünkü binek arabaların tekerleğin buluşuyla olası olması gibi, suni akıllar da düşündüğünüzden daha daha öncekine sabreder. TeknoTarih köşemizin yeni kısmında, suni akılların orijininden başlıyor, İslam alimi El Cezeri’nin dahisine yolculuk yapıyoruz.

Uslu telefon kullanıyor musunuz? O halde cebinizde insanlığın en büyük buluşlarından birisini taşıyorsunuz. Suni akıllar artık her yerdeler. Geleceğe dair tam temenniler, onların gelişimi üzerine şekilleniyor. Günün birinde insanlığın sonunu getirip getirmeyeceklerine dair münazaralarla, usun hudutlarını aşan hatalara neden oluyorlar. 

Bir kesim teknoloji geliştiricisi, suni akılların asla silahlarda kullanılmaması gerektiğine dair dünya devletlerine ihtar metni yolluyor. Bu adların arasında Elon Musk gibi devler de var. Öbür taraftan aralarında Türk bilim insanlarının da bulunduğu suni akıl yardımlı beyin-makine arayüzleri geliştiriliyor. Dahası o suni olan akıllar artık biliyor, büyüyor, günden günde insana olan zorunluluklarını yitiriyorlar.  

 

1997 senesinde dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov, IBM tarafından geliştirilen satranç bilgisayarına yenildiğinde bazı şeylerin değişeceğini kavramıştık. Bugün o satranç bilgisayarı Deep Blue gibi pek çok sistem artık cebimizi geziyor. Şayet gelecekte suni zekâlarla nelerin olası olacağını merak ediyorsanız, iki değişik senaryoyu işlediğimiz TeknoGelecek: Suni Akıl kısmına buradan erişebilirsiniz.

Bugün mevzumuz tarih. Takribî 700 sene evvel, 1136’da Cizre’de dünyaya gelip, 1203’te bugünkü Türkiye topraklarında ölüm eden El Cezeri’’nin olağanüstü dahisine yolculuk yapıyoruz. Onu kavramak için düşüncelerinin nasıl oluştuğunu öğrenmek gerek. O surattan ilk insansı robotu geliştirmeden evvel, dünyada nelerin döndüğüne beraber bakalım.  

İnsan dışında, insandan bağımsız olan insan yapımı bir varlığa dair düşşel orijinler, antik Yunan mitolojisine kadar katlanıyor. Değişik zamanlarda, değişik coğrafyalardaki mitolojilerde de eş izlere tesadüfülüyor. Misalin Hint mitolojisindeki robotik nesneler, Sümerlerden kalma taş tabletlerdeki kabartmalar, insanların bir biçimde suni olanı üretme merakına kapıldığını gösteriyorlar. Temel düşüncelerden geriye, günümüze kadar en net viraneler ise M.Ö. 4. asra uzanıyor. Evet, yanlış okumadınız. 

M.Ö. 4 Asır: Aristotales’in yaktığı ilk kıvılcım  

Bugün, çağdaş bilimin neden-netice ilişkisine direnmesini sağlayan ilk şey, Aristotales’in “kıyas” ya da “tasım” olarak öğrenilen düşünce sistemiydi. Aristo anlamı olarak öğrenilen bu düşünce sistemi, bize üretilen rastgele bir temel malzemenin, bir netice vermesi gerektiği kavrayışını armağan etti. Aristo, birbirleriyle irtibatlı olan, biri kapsamlı, öbür daha dar anlamlı iki düşüncenin bir neticeye eriştireceğini söyledi: 

Bir misalle açıklayalım: 

Geniş terim: Tam insanlar vefatlıdır.  Dar Terim: Minör Terim: Tam Yunanlar insandır.  Netice: O halde tam Yunanlar vefatlıdır. 

Bu düşünce, yüzyıllar süresince insanların çağdaş bilimi inşa etmesini, belki de Newton’un ağırlığın yer çekimine bağlı olduğunu keşfetmesini sağladı. Bugün de suni akılların büyümesini sağlıyor. Zamanında tarihe ismini altın harflerle yazdıran birine daha esin kaynağı olmuştu:

Da Vinci’den evvelki bile: El-Cezeri ve tarihin ilk programlanabilir insansı robotu 

 

İslam coğrafyasının altın çağında yaşamış olan El-Cezeri, 1206 senesinde ilk programlanabilir robotu geliştirdi. Bu robot, reelinde bir tekneydi. Teknenin üzerinde iki davulcu, bir harpçı, bir de flüt çalan 4 şahıs bulunuyordu.

Müzisyenlerin insanlardan en ehemmiyetli farkı, insan değil robot olmalarıydı:

El-Cezeri’yi anlatırken, neden Aristo’dan başladığımızı kendisinin şu lafıyla açıklayalım: 

“Benden çok evvel gelen âlimlerin kitaplarını ve onları takip edenlerin çalışmalarını gözden geçirdim. Nihayet kopya çalışmalardan kurtuldum, başkalarının yaptıklarından sıyrıldım ve problemlere kendi gözümle bakabildim. Uygulamaya dönüştürülemeyen her teknik ilmin, doğru ile yanlış arasında muallakta kaldığını gördüm.”

Reelinde dünyanın en daha önceki programlanabilir mekanizması, 1478 senesinde Da Vinci tarafından üretilmişti. El-Cezeri’nin sonradan ortaya çıkan çalışmaları bu düşünceleri değiştirdi. El-Cezeri’nin cihazı, cümbüş gecelerinde kullanılmak, davetlileri eğlendirmek için planlanmıştı. Tekne bir gölde yüzerken, üzerindeki “robot” müzisyenler şarkılar çalıyorlardı.


El-Cezeri’nin geliştirdiği bir öbür sistem Filli Su Saati. 

Tekne yüzdükçe müzisyenlerin içindeki mekanizma harekete geçiyor; davullar, flüt ve harp çalmaya devam ediyordu. Burada durup tekerrür düşünmek gerek: Mühendislik, fizik ve müzisyenlik aynı anda tek bir sistem üzerinde işliyor. Suyun tazyiki, akıntının doğrultuyu değiştikçe davullar değişik düzgün ritimler çıkartıyor, öbür müzik aletleri de bu ritimlere geçim sağlayan melodiler oluşturuyorlar. El-Cezeri’nin dahisi, artık tam dünya tarafından kabul görmüş gidişatta. 

El-Cezeri, bugün sibernetik olarak öğrenilen bir bilim dalının kurucuları arasında gösteriliyor. Cihazlarda ve canlılarda hakimiyet sistemleri ve irtibat mekanizmalarını araştıran bir bilim dalı olan sibernetik, bu topraklarda yaşamış bir alimin ellerinden çıkıyor.  

Mühendis, müzisyen, matematikçi, robot ve matris ustası El-Cezeri belki bugün yaşamıyor, ancak onun ilerlediği yolda tam dünya ilerliyor. Bugün dünyayı afallatan Sophia gibi robotlar, geçmişini El-Cezeri gibi bilginlere borçlular.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.