Editör

Editör

29 Eylül 2022 Perşembe

Aile katliamı: Karısını ve iki akrabasını öldürdü

Aile katliamı: Karısını ve iki akrabasını öldürdü
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nuri Çamur, boşanma konusunda görüşmek için eşi Dilek Çamur’un Orman Sokak’ta kaldığı eve gitti.

Aralarında çıkan tartışma üzerine eşine ve evde bulunan akrabaları Damla Çubukçu ile Ayşe Kılıç’a tabancayla ateş eden Nuri Çamur, daha sonra aynı tabancayla intihar girişiminde bulundu.

Ağır yaralanan Dilek Çamur, Damla Çubukçu ve Ayşe Kılıç, kaldırıldıkları Espiye Devlet Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Nuri Çamur’un tedavisi ise devam ediyor. Polis ekipleri olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor. (AA)

Devamını Oku

Erdoğan: Onun derdi niye bizi gersin ki

Erdoğan: Onun derdi niye bizi gersin ki
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, öğle saatlerinde Kısıklı’daki konutundan çıkarak Üsküdar’da bulunan Hz. Ali Camii’ne geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan cuma namazını kıldıktan sonra açıklama yaptı.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayıyla ilgili “Sürprizlere yer yok. Akılcı politikalarla yola çıkmak lazım” açıklamalarına değindi.

Erdoğan, “O bizim derdimiz değil. Onun derdi niye bizi gersin ki. Biz işimize bakıyoruz. Şu ana kadar Cumhur ittifakı kararlı bir şekilde yola devam ediyor. Onlar da kararsız bir şekilde yola devam ediyor” dedi. Erdoğan’ın diğer açıklamaları ise şöyle:

4 MİLYON TON TAHIL GİRİŞİ OLDU

(Rusya-Ukrayna savaşı) Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili olarak öncelikli tahıl koridoru meselesi, ardından esir takasıyla ilgili süreçte hamdolsun 4 milyon tonu aşan bir tahıl koridorundan gidişler oldu. Devam ediyor. Bizim tabi şu andaki önemli adımlarımızdan biri Rusya tarafından gelecek olan tahıl. En önemlisi gübre nakli meselesi. Bunu başlattığımız anda fakir ülkelere nakli yapmamız onları ciddi manada hareketlendirecektir.

PUTİN’İN ÜZERİNDE DURDUĞU İSİMDİ, RUSYA’YA GÖNDERDİK

(Rusya-Ukrayna esir takası) Esir takasında da 200 ismin üzerinde durmuştuk. 200 ismin hepsi de bizde mevcut. Bunlar bizim misafirimiz, birisi Putin’in özellikle üzerinde durduğu bir isimdi. Bu ismi de Rusya’ya gönderdik.

(Ekonomi yönetimi toplantısı) Neleri ele alacağımızı açıklarsam doğru olmaz. Bu sadece Mir Kart değil, alternatifi olarak elimizde neler var. Bunlar üzerinde duracağız. Bu çalışmamızı sürdüreceğiz.

Devamını Oku

Öztrak: Merkez Bankası, faiz silahını Saraya teslim etti

Öztrak: Merkez Bankası, faiz silahını Saraya teslim etti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Sözcüsü Öztrak, “faiz sebep, enflasyon netice” sözüyle geçen bir yılın ekonomiye ve vatandaşlara faturasını çıkardı. Öztrak, yazılı açıklama yaptı.

“ÜRETİCİ ENFLASYONUNDA ŞAMPİYONUZ”

“Saray Hükümeti tam bir yıl önce, kerameti kendinden menkul “faiz sebep, enflasyon netice” safsatasını uygulamaya koydu” diyen Öztrak sözlerine şöyle devam etti:

“Sarayın talimatıyla Merkez Bankası, faiz silahını Saraya teslim etti. O günden bugüne milletimiz gün yüzü görmedi. Saray’ın Nasreddin Hoca’nın borç ödeme fıkrasına benzeyen sözde ekonomi modeline göre faiz düşecek, paramız değersizleşecek, ihracat artacak, cari açık düşecek, rezervler artacak, döviz ihtiyacı azalacak, enflasyon düşecekti. Ama bu bir yılda ne dedilerse tam tersi oldu. Bundan bir yıl önce yüzde 19 olan tüketici enflasyonu bugün yüzde 80’e çıktı.

2022 itibariyle dünyada tüketici enflasyonunun en yüksek olduğu beş ülkeden biriyiz. Türkiye’nin adı bu ligde Zimbabve, Lübnan, Sri Lanka gibi ülkelerle birlikte anılıyor. TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla bile son bir yılda ekmek fiyatı yüzde 101, makarna fiyatı yüzde 113, süt fiyatı yüzde 121, dana eti fiyatı yüzde 95, peynir fiyatı yüzde 89 zam gördü.

Aynı dönemde yüzde 46’dan yüzde 144’e çıkan üretici enflasyonuyla dünya şampiyonuyuz. Tarımsal üretimde kullanılan ilaçlarda fiyat artışları yüzde 100’ün, mazot ve gübrede yüzde 200’ün üzerinde seyrediyor. Son bir yılda sanayide kullanılan elektriğin fiyatı yüzde 322, sanayide kullanılan doğal gazın fiyatı yüzde 273 arttı. Artan maliyetler üretici fiyatlarını yukarı itmeye devam ediyor.”

“KAYBEDEN VATANDAŞ, KAZANAN LOBİLER VE YANDAŞ OLDU”

Aynı dönemde uygulanan ekonomi bilimine tamamen zıt politikalar nedeniyle Türkiye’nin risk primi 392 puandan 744 puana fırlarken, dolar kuru da üç kata yakın arttı, 8 lira 77 kuruştan 18 lira 40 kuruşa geldiğini kaydeden Öztrak, şunları söyledi:

“Kur artarken dış ticaret açığımız ve cari açığımız rekordan rekora koştu. İthalatımız ihracatımızdan iki kat fazla arttı, böylece geçen yıl bu zamanlar 49 milyar dolar olan dış ticaret açığımız 83 milyar dolara tırmandı. Düşecek denen cari açık bu dönemde, 27 milyar dolardan 37 milyar dolara yükseldi. Türkiye ekonomisinin bu safsatanın peşine takılmasının kaybedeni vatandaşlarımız, kazananı ise bankalar, faiz lobileri, dolar baronları, yandaş müteahhitler oldu.

Merkez Bankası talimatla faiz indirirken, vatandaşların bankalarda karşılaştığı tüketici kredisi faizleri yüzde 20’lerden yüzde 30’lara ve üstüne çıktı. Son bir yılda bankaların net faiz gelirleri yüzde 417 artışla 208 milyar liraya ulaştı. Döviz kurunu tutmak için bütçenin altına bir saatli bomba gibi konan Kur Korumalı Mevduat için sadece bu yılın ilk 8 ayında bütçeden ödenen faiz ise 75,6 milyar liraya çıktı.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez bankaların ödeyeceği faiz yükü Hazine’nin sırtına taşındı. Bütçeden yapılan faiz harcamaları ise 174 milyar lirayı buldu. Böylece ilk sekiz ayda bütçeden ödenen faiz 250 milyar lirayı buldu. Aynı dönemde Saray müteahhitlerinin kasalarına, “Milletin cebinden bir kuruş çıkmıyor” denen döviz garantili projeler için 15,2 milyar lira akıtıldı.”

“MİLLET NOTUNU VERDİ SANDIĞI BEKLİYOR”

“Saray ve şürekası tüm uyarılarımıza rağmen bu safsatayı bile isteye hayata geçirdi” diyen Öztrak, “En sinsi halk düşmanı olan enflasyonu azdırarak vatandaşımızın sofrasındaki ekmeği çaldı. Yandaşını semirtirken bile isteye milletimizi hayat pahalılığı altında ezdi. Ülkemizin geleceği gençlerimizin umutlarını çaldı. Ama artık gittiğimiz her yerde şunu görüyoruz, bu metal yorgunu ucube rejim milletimizin teveccühünü ve güvenini tamamen kaybetti. Milletimiz notunu verdi, sandığın önüne gelmesini dört gözle bekliyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında biz geleceğiz. Hakkı, hukuku ve adaleti yeniden inşa edeceğiz. Güven ortamında katma değerli üretimin önünü açacağız. Üreterek kazandığımız refahı hakça paylaşacağız. Alacağımız sürdürülebilirlik önlemleriyle istikrarı sürekli hale getireceğiz. Biz geleceğiz milletimiz kazanacak. Yeni Kurumlar, Yeni Kurallar ve Yeni Kadrolarla ülkemizin ufku aydınlanacak.” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

AYM Başkanı Arslan: Bataklık kurutulmalı

AYM Başkanı Arslan: Bataklık kurutulmalı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

‘Türkiye’de Bireysel Başvurunun 10’uncu Yılı Uluslararası Konferansı’, Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. AYM Başkanı Zühtü Aslan, 10 yıl önce bugün bireysel başvuru sisteminin kabul edilerek, AYM’nin anayasallık denetiminin alanının genişletilmiş olduğunu vurguladı.

Arslan, “Bugün 10 yaşında bir çocuğun doğumunu kutluyoruz. Bireysel başvuru başladığında bir tarafta umut, sevinç ve heyecan vardı; diğer tarafta kaygı vardı. Umutluyduk; zira Türk anayasa koyucu belki de Türk hukuk tarihinin en büyük reformlarından birine imza atmıştı. Bir yandan da kaygılıydık; çünkü bir dizi bilinmez bizi bekliyordu. Bunun başında uzun yargılanma gibi hukuk dünyamızın kronik sorunları vardı. Netice itibarıyla yaşadığımız bu duygulardan umut, azim ve irade kaygıya galebe çaldı. Bugün bireysel başvurunun en iyi uygulama örneklerinden biri Türkiyede yerleşti” dedi.

‘TOPLAM 450 BİN BİREYSEL BAŞVURU YAPILDI’

Bireysel başvurunun 10 yılını sağlıklı değerlendirmek için istatistiklere bakmanın gerekli olduğunu söyleyen Arslan, “23 Eylül 2012 tarihinden bugüne kadar AYM’ye toplam 450 bin civarında başvuru yapılmıştır. Mahkeme bugüne kadar 327 binini karara bağlamıştır. Dolayısıyla şu an elimizde yaklaşık 123 bin bireysel başvuru bulunmaktadır. Bu, bireysel başvurunun 10 yıllık döneminde en yüksek sayıyı ifade etmektedir. Fakat şunu da belirtmek lazım; bu 123 bin derdest başvurunun 68 bini yani yaklaşık yüzde 55’i makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerden, bir başka ifadeyle uzun yargılama şikayetlerinden oluşuyor. Mahkememiz bu meseleyi büyük ölçüde halletti. En azından kendine düşen boyutuyla halletmiş durumda” diye konuştu.

Bugün AYM’nin önünde bireysel başvuru bakımından iki zorlu sınama olduğuna dikkat çeken Arslan “Bu sorunların birincisi ağır iş yükü; ikincisi de AYM’nin 10 yıl boyunca oluşturduğu hak eksenli içtihat birikiminin sürdürülebilmesi meselesi. Bu iki meseleyi ülke olarak iyi yönettiğimizde bireysel başvurunun daha nice 10 yıllara başarılı bir şekilde erişeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 10 yıl çok zor geçti, bireysel başvuru önemli ölçüde kurumsallaştı. Fakat daha zor olanı 10 yıl içerisinde belli bir noktaya gelen bireysel başvurunun gelecek nesillere taşınması. Burada hepimize büyük sorumluklar düşüyor. Çünkü bu sadece AYM’nin değil, Türkiyede yaşayan herkesin ortak sorumluluğu ve görevi” değerlendirmesinde bulundu.

‘YAPILMASI GEREKEN BATAKLIĞI KURUTMAK’

Bireysel başvurunun objektif etkisinin kamu kurumları tarafından iyi anlaşılması ve uygulanması gerektiğini dile getiren Arslan, “AYM, bireysel başvuruda tek tek sivrisinekleri öldürmek suretiyle bir mücadele yürütemez. Yapılması gereken hak ihlaline sebep olan bataklığın kurutulmasıdır. Bunun için de bireysel başvurunun objektif etkisinin özellikle kamu kurumları tarafından iyi anlaşılması ve uygulanması gerekir. Yeni bir ihlalin ortaya çıkmasının, yeni bir başvurunun yapılmasını beklemeden AYM’nin tespit ettiği ilke ve esasların hayata geçirilerek ihlallerin önünün kesilmesi gerekir” dedi. (DHA)

Devamını Oku

Vali Yerlikaya: İstanbul’un su ile imtihanı artarak devam ediyor

Vali Yerlikaya: İstanbul’un su ile imtihanı artarak devam ediyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen “İklim Değişikliği ve Su Kaynakları Çalıştayı” bugün başladı. Üniversitenin Ayazağa Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ndeki çalıştaya İstanbul Valisi Ali Yerlikaya da katıldı.

İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın verdiği mini konserle başlayan çalıştayda, Yerlikaya’nın yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürü Prof. Dr. Lütfi Akca, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın da yer aldı.

“ACİL ÖNLEMLER ALMAMIZ GEREK” 

Çalıştayda konuşan İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, “İklim değişikliği ve onun sebep olduğu felaketler, dünyamızın en önemli küresel sorunu. Su kaynaklarının azlığı ve beraberinde getirdiği ölümcül hastalıklar, su taşkınları, kuraklık, çatlayan topraklar, tarım arazilerinin verimliliğini kaybetmesi, aşırı sıcaklar ve orman yangınları, bunlar bilim kurgu ya da herhangi bir korku filmi senaryosu değil. Bu filmin sonunun kötü bitmemesi için, acil önlemler almamız gerektiği çok açık” dedi.

“İSTANBUL’UN TARİH BOYUNCU FAKİRLİK ÇEKTİĞİ ÖNEMLİ GERÇEĞİ SU”

Yerlikaya, suyun İstanbul’un tarih boyunca fakirlik çektiği çok önemli bir gerçeği olduğunu ifade ederek, “Roma ve Bizans dönemlerinden itibaren İstanbul için suyolları projeleri geliştirildi. Sarnıçlarda sular biriktirildi. Osmanlı döneminde, durgun değil akan su makbul olduğu için, İstanbul’un dört bir yanına yapılan çeşmeler, hamamlar, maksemler, su terazileri ve sebil gibi yapılarla su bir bakıma özgürlüğüne kavuştu” dedi.

Vali Yerlikaya şunları söyledi:

“Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Koca Sinan’ın yaptığı ve Belgrad ormanlarından İstanbul’a su taşıyan Kırkçeşme suyolları, bir mimarlık ve mühendislik harikasıdır. Yaklaşık 5 asırdır dimdik ayaktadır. 33 su kemerinden oluşan sistem günümüzde de hala çalışıyor. Bu örnek dahi İstanbul’un nasıl bir su medeniyeti kurduğunu gözler önüne seriyor. Bugüne gelindiğinde görüyoruz ki, İstanbul’un su ile imtihanı artarak devam ediyor.”

“SU KONUSUNDAKİ HER OLUMSUZLUK GIDA VE SANAYİYE YANSIMAKTA”

İstanbul’da 2021 yılı itibariyle kişi başına düşen günlük su tüketim miktarının 186 litre, şehrin günlük genel su tüketiminin ise yaklaşık 3 milyar litre olduğunu belirterek, “Su konusundaki her olumsuzluk gıda ve sanayi üretimimize de yansıyor ve yansımakta. Bu noktada, her alanda olduğu gibi su ve enerji konularında da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde şehrimizi geleceğe hazırlıyoruz. Geçtiğimiz 19 yıla baktığımızda, İstanbul’umuzda sadece su alanında günümüz rakamlarıyla yapılan yatırım miktarı yaklaşık 19 milyar lira. Sel baskınlarına karşın 210 bin 900 metre dere yatağı ıslah edildi. Atık su arıtma tesisi sayısı 12’den 119’a çıktı, yani 9 kat arttı” dedi.

Yerlikaya, iklim değişikliğinin hidrometeorolojik afetleri, aşırı yağışları, sel felaketlerini de beraberinde getirdiğine dikkat çekti.

“YAPILMASI GEREKENLERİ EL BİRLİĞİYLE HAYATA GEÇİRMELİYİZ” 

Su kaynaklarının korunması gerektiğini ifade eden Yerlikaya, “Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde ilan edilen ‘2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma Devrimi’  rehberliğinde kısa, orta ve uzun ölçekli stratejiler belirlenerek iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin azaltılmasına çalışılıyor. Raylı ulaşım sistemlerinden elektrikli araçlara, bisiklet yollarından elektrikli şarj istasyonlarına, yeşil üretimden yenilenebilir enerjiye yapılması gerekenleri el birliğiyle hayata geçirmeliyiz” diye konuştu.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.